Restoranda İspanyolca: Masa, Sipariş ve Hesap Kalıpları
Restoranda İspanyolca için birkaç kalıp yeter: masa isterken Una mesa para dos, por favor, sipariş verirken Quería… ya da Para mí…, hesabı isterken La cuenta, por favor. Bunlara menüdeki temel yemek kelimelerini ve “Bunda domuz eti var mı?” gibi birkaç önemli soruyu eklersen İspanya’da da Latin Amerika’da da rahatça yemek yersin. Aşağıda masaya oturmaktan hesabı ödemeye kadar tüm adımları sırayla bulacaksın.
Masa istemek ve rezervasyon
Restorana girdiğinde garson genelde kaç kişi olduğunuzu sorar: ¿Cuántos son? (kuan-tos son) – Kaç kişisiniz? Cevap vermek ya da masa istemek için:
- Una mesa para dos, por favor. (u-na me-sa pa-ra dos por fa-bor) – İki kişilik bir masa, lütfen.
- Somos cuatro. (so-mos kua-tro) – Dört kişiyiz.
- ¿Tienen una mesa libre? (tie-nen u-na me-sa li-bre) – Boş masanız var mı?
- Tengo una reserva a nombre de Kaya. (ten-go u-na re-ser-ba a nom-bre de ka-ya) – Kaya adına rezervasyonum var.
- ¿Podemos sentarnos en la terraza? (po-de-mos sen-tar-nos en la te-rra-sa) – Terasta oturabilir miyiz?
- Quería reservar una mesa para esta noche. (ke-ri-a re-ser-bar u-na me-sa pa-ra es-ta no-çe) – Bu akşam için masa ayırtmak istiyordum.
Okunuşları Latin Amerika ve Güney İspanya’daki gibi verdik; İspanya’nın büyük bölümünde z ile ce/ci peltek söylenir. ll y, v b, j sert h gibi okunur. Sayıları rahat söyleyemiyorsan İspanyolca sayılar yazısına göz at.
Menü ve sofra kelimeleri
Menüyü okuyabilmek siparişin yarısı demek. En sık göreceğin kelimeler:
| İspanyolca | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| la carta / el menú | la kar-ta / el me-nu | menü |
| el menú del día | el me-nu del di-a | günün menüsü (fiks öğle menüsü) |
| el primer plato | el pri-mer pla-to | ilk yemek, başlangıç |
| el segundo plato | el se-gun-do pla-to | ana yemek |
| el postre | el pos-tre | tatlı |
| la bebida | la be-bi-da | içecek |
| el pollo | el po-yo | tavuk |
| la ternera | la ter-ne-ra | dana eti |
| el cordero | el kor-de-ro | kuzu eti |
| el cerdo | el ser-do | domuz eti |
| el pescado | el pes-ka-do | balık |
| los mariscos | los ma-ris-kos | deniz ürünleri |
| la ensalada | la en-sa-la-da | salata |
| el arroz | el a-rros | pirinç, pilav |
| las verduras | las ber-du-ras | sebzeler |
| el agua con gas / sin gas | el a-gua kon gas / sin gas | maden suyu / sade su |
| el tenedor / el cuchillo / la cuchara | el te-ne-dor / el ku-çi-yo / la ku-ça-ra | çatal / bıçak / kaşık |
| la servilleta | la ser-bi-ye-ta | peçete |
İspanya’da hafta içi öğle saatlerinde birçok restoran menú del día sunar: sabit bir fiyata ilk yemek, ana yemek, tatlı ya da kahve ve içecekten oluşur. Garson “¿De primero?” (de pri-me-ro) diye sorarsa ilk yemeği, “¿De segundo?” (de se-gun-do) derse ana yemeği soruyordur.
Sipariş vermek
Garson siparişi almaya geldiğinde ¿Qué van a tomar? (ke ban a to-mar) – Ne alırsınız? ya da ¿Ya saben qué van a pedir? (ya sa-ben ke ban a pe-dir) – Ne sipariş edeceğinize karar verdiniz mi? diye sorar.
- Quería la paella, por favor. (ke-ri-a la pa-e-ya por fa-bor) – Paella istiyordum, lütfen. (Kibar ve çok yaygın)
- Para mí, el pollo asado. (pa-ra mi el po-yo a-sa-do) – Bana fırın tavuk.
- Me pone una caña, por favor. (me po-ne u-na ka-nya por fa-bor) – Bir küçük fıçı bira verir misiniz? (İspanya)
- ¿Me trae un agua sin gas? (me tra-e un a-gua sin gas) – Bir sade su getirir misiniz?
- ¿Qué me recomienda? (ke me re-ko-mien-da) – Ne önerirsiniz?
- ¿Cuál es el plato del día? (kual es el pla-to del di-a) – Günün yemeği ne?
- Para compartir. (pa-ra kom-par-tir) – Paylaşmak için. (Tapas siparişinde sık kullanılır)
“Quería” geçmiş zaman gibi görünse de burada kibarlık katar; Türkçedeki “istiyordum” gibi. “Quiero” da yanlış değil ama biraz daha doğrudan duyulur. Sipariş kalıplarında geçen para ile ilgili ayrıntılar por ve para farkı yazısında.
Özel istekler, alerji ve domuz eti
İspanyol mutfağında domuz eti ve domuz ürünleri (jamón, chorizo, salchichón) çok yaygındır; bazen beklemediğin yemeklerde, örneğin fasulye yemeklerinde ya da çorbalarda da bulunur. Emin olmak için sormaktan çekinme:
- ¿Esto lleva cerdo? (es-to ye-ba ser-do) – Bunda domuz eti var mı?
- No como cerdo. (no ko-mo ser-do) – Domuz eti yemiyorum.
- ¿Tienen platos sin cerdo? (tie-nen pla-tos sin ser-do) – Domuz eti olmayan yemekleriniz var mı?
- ¿Lleva alcohol? (ye-ba al-ko-ol) – Alkol var mı?
- Soy vegetariano / vegetariana. (soy be-he-ta-ria-no / be-he-ta-ria-na) – Vejetaryenim.
- Soy alérgico / alérgica a los frutos secos. (soy a-ler-hi-ko / a-ler-hi-ka a los fru-tos se-kos) – Kuruyemişe alerjim var.
- Sin cebolla, por favor. (sin se-bo-ya por fa-bor) – Soğansız, lütfen.
- Poco hecho / al punto / muy hecho. (po-ko e-ço / al pun-to / muy e-ço) – Az pişmiş / orta / iyi pişmiş. (Latin Amerika’da “término medio” da denir.)
Yemek sırasında
- ¿Me puede traer más pan? (me pue-de tra-er mas pan) – Biraz daha ekmek getirebilir misiniz?
- Perdone, falta un tenedor. (per-do-ne fal-ta un te-ne-dor) – Pardon, bir çatal eksik.
- Esto no es lo que he pedido. (es-to no es lo ke e pe-di-do) – Bu benim sipariş ettiğim şey değil.
- ¡Está buenísimo! (es-ta bue-ni-si-mo) – Çok lezzetli!
- ¿Dónde está el baño? (don-de es-ta el ba-nyo) – Tuvalet nerede?
Garsonu çağırmak için İspanya’da ¡Perdone! (per-do-ne) ya da Por favor denir; Latin Amerika’da garson için mesero/mesera (me-se-ro), İspanya’da camarero/camarera (ka-ma-re-ro) kelimesi kullanılır. Lezzeti övmek için kullandığın está, estar fiilinden gelir; nedeni ser ve estar farkı yazısında.
Hesap ve ödeme
| İspanyolca | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| La cuenta, por favor. | la kuen-ta por fa-bor | Hesap, lütfen. |
| ¿Me trae la cuenta, por favor? | me tra-e la kuen-ta por fa-bor | Hesabı getirir misiniz? |
| ¿Se puede pagar con tarjeta? | se pue-de pa-gar kon tar-he-ta | Kartla ödeyebilir miyiz? |
| Pagamos por separado. | pa-ga-mos por se-pa-ra-do | Ayrı ayrı ödüyoruz. |
| Invito yo. | in-bi-to yo | Benden. / Ben ısmarlıyorum. |
| ¿Está incluido el servicio? | es-ta in-klui-do el ser-bi-sio | Servis ücreti dahil mi? |
| Quédese con el cambio. | ke-de-se kon el kam-bio | Üstü kalsın. |
İspanya’da hesap genellikle sen istemeden gelmez; yemeği bitirince istemen beklenir. Bahşiş zorunlu değildir, memnun kaldıysan küçük bir miktar bırakmak yaygındır. Latin Amerika’da bahşiş alışkanlığı ülkeye göre değişir ve bazı yerlerde servis ücreti hesaba eklenir; hesapta “servicio” ya da “propina” kalemine bak.
Örnek diyalog
- Camarero: Buenas noches. ¿Cuántos son? (bue-nas no-çes kuan-tos son) – İyi akşamlar. Kaç kişisiniz?
- Sen: Somos dos. (so-mos dos) – İki kişiyiz.
- Camarero: Muy bien. ¿Qué van a tomar? (muy bien ke ban a to-mar) – Çok güzel. Ne alırsınız?
- Sen: ¿Esta paella lleva cerdo? (es-ta pa-e-ya ye-ba ser-do) – Bu paellada domuz eti var mı?
- Camarero: No, es de marisco. (no es de ma-ris-ko) – Hayır, deniz ürünlü.
- Sen: Perfecto. Quería una paella para dos y una botella de agua. (per-fek-to ke-ri-a u-na pa-e-ya pa-ra dos i u-na bo-te-ya de a-gua) – Harika. İki kişilik bir paella ve bir şişe su istiyordum.
Selamlaşma kalıplarını da hazırlamak istersen İspanyolca selamlaşma yazısına göz at. Diğer günlük durumlar için İspanyolca öğren sayfasına uğra.
Sık sorulan sorular
Restoranda “quiero” demek kaba mı?
Kaba değil ama biraz doğrudan. “Quería”, “me pone” (İspanya) ya da “me trae” daha yumuşak duyulur. Sonuna “por favor” eklemek her zaman işini kolaylaştırır.
İspanya’da akşam yemeği saat kaçta yenir?
İspanya’da öğle ve akşam yemeği Türkiye’ye göre geç saatlerde yenir. Birçok restoranın mutfağı öğleden sonra kapanıp akşam geç saatte yeniden açılır; gitmeden önce restoranın saatlerine bakmak iyi olur.
“Tapa” ile “ración” arasındaki fark nedir?
Tapa küçük bir porsiyondur, ración ise paylaşmak için daha büyük bir tabaktır. Arada “media ración” (me-dia ra-sion) – yarım porsiyon da sipariş edebilirsin.
Menüde anlamadığım bir yemek görürsem ne demeliyim?
¿Qué es esto? (ke es es-to) – Bu ne? ya da ¿Qué lleva este plato? (ke ye-ba es-te pla-to) – Bu yemekte ne var? diye sorabilirsin. Garsonlar bu soruya alışkındır.
