Lemon Academy Yurtdışı Eğitim
Sitede ara

Sık aranan

Almanca Öğren

Almanca A1 kısa hikayeler: Türkçe çevirili 4 hikâye

Yazar: Gamze Son Güncelleme:

Almanca A1 kısa hikayeleri, basit şimdiki zamanla yazılmış, günlük hayattan sahneler anlatan 6–10 cümlelik metinlerdir. Aşağıda dört özgün hikâye var: her birinin Türkçe çevirisi, önemli kelimelerin okunuşu ve kısa bir anlama sorusu. Önce Almancasını sesli oku, anlamadığın yerde çeviriye bak, sonra hikâyeyi kendi cümlelerinle tekrar anlatmayı dene.

Hikâyelerle nasıl çalışmalı?

Kısa hikâye, kelime listesinden sonra atılacak en keyifli adım; çünkü kelimeleri bir bağlam içinde görürsün ve beynin onları bir sahneye bağlar. Her hikâye için şu dört adımı öneriyoruz:

  1. Bir kez çevirisiz oku. Anladığın kadarını anla, takılma.
  2. Kelime tablosuna bak ve bilmediğin kelimeleri sesli tekrar et.
  3. Hikâyeyi yüksek sesle oku. Okunuşu bilmediğin yerlerde tablodaki ipuçlarını kullan.
  4. Kendi versiyonunu yaz. İsmi, şehri, saatleri değiştir. “Ich heiße Emre” yerine kendi adını yaz.

Hikâyelerdeki kelimelerin çoğu Almanca A1 kelimeler listesinden. O listeyi önce gözden geçirdiysen işin daha kolay olacak.

Hikâye 1: Mein Morgen (Sabahım)

Ich heiße Emre. Ich wohne in Köln. Jeden Morgen stehe ich um sieben Uhr auf. Ich dusche und dann frühstücke ich. Ich esse Brot mit Käse und trinke einen Tee. Um acht Uhr fahre ich mit dem Bus zur Arbeit. Der Bus ist oft voll, aber das ist kein Problem. Im Bus höre ich Musik.

Türkçesi: Adım Emre. Köln’de oturuyorum. Her sabah saat yedide kalkarım. Duş alırım, sonra kahvaltı ederim. Peynirli ekmek yerim ve bir çay içerim. Saat sekizde otobüsle işe giderim. Otobüs genelde dolu ama sorun değil. Otobüste müzik dinlerim.

Almanca Okunuş Türkçe
jeden Morgen yee-dın mor-gın her sabah
aufstehen (stehe … auf) auf-ştee-ın kalkmak
frühstücken früü-ştü-kın kahvaltı etmek
mit dem Bus mit deym bus otobüsle
zur Arbeit tsuur ar-bayt işe
voll fol dolu

Dilbilgisi notu: “aufstehen” ayrılabilen bir fiil. Cümlede “auf” parçası sona gider: Ich stehe um sieben Uhr auf. Saat söylerken “um sieben Uhr” (um zii-bın uur – saat yedide) kalıbı kullanılır; sayıların tamamı için Almanca sayılar yazısına göz at.

Doğru mu, yanlış mı? 1) Emre wohnt in Berlin. 2) Emre trinkt Tee. 3) Emre fährt mit dem Auto zur Arbeit. Cevaplar: 1) Yanlış (Köln) 2) Doğru 3) Yanlış (mit dem Bus).

Hikâye 2: Im Supermarkt (Süpermarkette)

Anna geht in den Supermarkt. Sie braucht Milch, Eier und Äpfel. Die Äpfel sind heute billig. Sie nimmt ein Kilo. Dann sucht sie die Milch, aber sie findet sie nicht. Sie fragt einen Verkäufer: „Entschuldigung, wo ist die Milch?“ Der Verkäufer sagt: „Da hinten, links.“ Anna sagt: „Danke schön!“ An der Kasse bezahlt sie zwölf Euro.

Türkçesi: Anna süpermarkete gidiyor. Süte, yumurtaya ve elmaya ihtiyacı var. Elmalar bugün ucuz. Bir kilo alıyor. Sonra sütü arıyor ama bulamıyor. Bir satış görevlisine soruyor: “Affedersiniz, süt nerede?” Görevli “Arkada, solda” diyor. Anna “Çok teşekkürler!” diyor. Kasada on iki euro ödüyor.

Almanca Okunuş Türkçe
die Eier di ay-ır yumurtalar
billig bi-lih ucuz
suchen / finden zuu-hın / fin-dın aramak / bulmak
Entschuldigung ent-şul-di-gung affedersiniz
da hinten, links da hin-tın, links arkada, solda
an der Kasse an deyr ka-sı kasada

Dilbilgisi notu: “in den Supermarkt” (süpermarkete) hareket bildirdiği için Akkusativ; “an der Kasse” (kasada) bir yeri bildirdiği için Dativ. Bu ayrımı şimdilik sadece fark etmen yeterli.

Hikâye 3: Ein neuer Freund (Yeni bir arkadaş)

Am Samstag ist Mehmet im Park. Er spielt Fußball. Ein Junge fragt: „Kann ich mitspielen?“ Mehmet sagt: „Ja, klar! Wie heißt du?“ – „Ich heiße Paul. Und du?“ – „Ich bin Mehmet.“ Sie spielen zwei Stunden zusammen. Dann trinken sie eine Cola. Paul wohnt auch in der Gartenstraße. Jetzt sind Mehmet und Paul Freunde.

Türkçesi: Cumartesi Mehmet parkta. Futbol oynuyor. Bir çocuk soruyor: “Ben de oynayabilir miyim?” Mehmet “Evet, tabii! Adın ne?” diyor. “Adım Paul. Ya senin?” “Ben Mehmet.” İki saat birlikte oynuyorlar. Sonra birer kola içiyorlar. Paul da Bahçe Sokağı’nda oturuyor. Artık Mehmet ve Paul arkadaş.

Almanca Okunuş Türkçe
am Samstag am zams-taak cumartesi günü
mitspielen mit-şpii-lın (birlikte) oynamak
Ja, klar! ya, klaar Evet, tabii!
zwei Stunden tsvay ştun-dın iki saat
zusammen tsu-za-mın birlikte
die Freunde di froyn-dı arkadaşlar

Dilbilgisi notu: “Kann ich mitspielen?” cümlesinde modal fiil (kann) ikinci sırada, asıl fiil (mitspielen) sonda. Bu yapı Almancada çok sık karşına çıkacak.

Hikâye 4: Lisas Geburtstag (Lisa’nın doğum günü)

Heute hat Lisa Geburtstag. Sie ist zwanzig Jahre alt. Am Abend kommen ihre Freunde. Ihre Mutter backt einen Kuchen. Der Kuchen ist groß und sehr lecker. Lisa bekommt viele Geschenke: ein Buch, eine Tasche und Blumen. Ihr Bruder singt ein Lied. Alle lachen. Lisa ist sehr glücklich.

Türkçesi: Bugün Lisa’nın doğum günü. Yirmi yaşında. Akşam arkadaşları geliyor. Annesi bir pasta yapıyor. Pasta büyük ve çok lezzetli. Lisa birçok hediye alıyor: bir kitap, bir çanta ve çiçekler. Erkek kardeşi bir şarkı söylüyor. Herkes gülüyor. Lisa çok mutlu.

Almanca Okunuş Türkçe
Geburtstag haben gı-buurts-taak ha-bın doğum günü olmak
backen ba-kın (fırında) pişirmek
lecker le-kır lezzetli
bekommen bı-ko-mın almak (birinden)
das Geschenk das gı-şenk hediye
glücklich glük-lih mutlu

Dikkat: “bekommen” İngilizcedeki “become” gibi görünse de “almak, edinmek” demek. Bu, Türk öğrencilerin en sık takıldığı yanıltıcı kelimelerden biri. Hikâyedeki “ihre Mutter” ve “ihr Bruder” gibi aile kelimeleri için Almanca aile üyeleri yazısına göz atabilirsin.

Sıra sende: kendi hikâyeni yaz

Hikâyeleri okuduktan sonra en etkili alıştırma, aynı kalıpla kendi gününü yazmak. Şu iskeleti doldurabilirsin:

Ich heiße … . Ich wohne in … . Jeden Morgen stehe ich um … Uhr auf. Zum Frühstück esse ich … und trinke … . Am Wochenende … ich gern … .

Örnek: “Ich heiße Zeynep. Ich wohne in Izmir. Jeden Morgen stehe ich um halb acht auf. Zum Frühstück esse ich Oliven und trinke Tee. Am Wochenende gehe ich gern ans Meer.” (Adım Zeynep. İzmir’de oturuyorum. Her sabah yedi buçukta kalkarım. Kahvaltıda zeytin yer, çay içerim. Hafta sonları denize gitmeyi severim.) Burada “halb acht” (halp aht) yedi buçuk demek, sekiz buçuk değil.

Sık sorulan sorular

A1 hikâyelerini anlamak için kaç kelime bilmeliyim?

Temel fiiller (sein, haben, gehen, essen), aile ve yemek kelimeleri ile saatleri biliyorsan bu hikâyelerin büyük kısmını anlarsın. Bilmediğin birkaç kelime olması normal; bağlamdan tahmin etmek de bir beceri.

Hikâyeleri ezberlemeli miyim?

Ezber şart değil ama bir hikâyeyi neredeyse ezbere sesli okuyabilmek telaffuzunu ve cümle ritmini çok geliştirir. Özellikle birinci hikâyeyi kendi bilgilerinle anlatabilir hale gel.

Daha uzun hikâyelere ne zaman geçmeliyim?

Bu dört hikâyeyi çeviriye bakmadan rahatça anlıyorsan A2 seviyesindeki geçmiş zamanlı hikâyelere hazırsın. Yeni içerikleri Almanca öğren sayfasında bulabilirsin.

Gamze
Gamze

Lemon Online Dil Eğitmeni — 5 Yıllık Deneyim

Gamze, Lemon Online'da dil eğitmenidir ve 5 yıllık öğretim deneyimine sahiptir.

Ücretsiz Almanca eğitimine başla