Lemon Academy Yurtdışı Eğitim
Sitede ara

Sık aranan

İspanyolca Öğren

İspanyolca Kısa Hikayeler: A1–A2 İçin 5 Hikaye ve Çevirisi

Yazar: Gamze Son Güncelleme:

A1–A2 seviyesi için İspanyolca kısa hikayeler, kelimeleri ve fiil çekimlerini bağlam içinde görmenin en keyifli yoludur. Aşağıdaki beş özgün hikaye kolaydan zora sıralandı: ilk ikisi yalnız şimdiki zamanla, sonraki üçü geçmiş zaman ve gelecek kalıplarıyla yazıldı. Her hikayenin altında Türkçe çevirisini ve okunuşlu kelime listesini bulacaksın.

Hikayeleri nasıl okumalısın?

Kısa hikayelerden en çok verimi almak için şu sırayı dene:

  1. Önce çeviriye bakmadan oku. Her kelimeyi anlamak zorunda değilsin; ana fikri yakalamaya çalış.
  2. Kelime listesine bak ve hikayeyi bir kez daha oku.
  3. Çeviriyle karşılaştır. Yanlış anladığın yerleri işaretle.
  4. Sesli oku. İspanyolcanın yazım ve okunuş kuralları oldukça düzenlidir, ama harflerin okunuşunu ve vurgu kurallarını bilmek gerekir; sesli okumak telaffuzu da geliştirir. Harflerin okunuşundan emin değilsen İspanyolca alfabe ve okunuşu yazısına göz at.
  5. Ertesi gün tekrar oku. İkinci okumada ne kadar çok şeyi hatırladığına şaşıracaksın.
Hikaye Seviye Dilbilgisi Kelime teması
1. Mi nueva casa A1 Şimdiki zaman, ser/estar, tener Ev, oda, komşular
2. Un día en el mercado A1 Şimdiki zaman, hay, renkler Meyve, alışveriş, fiyat
3. El tren perdido A2 Pretérito indefinido (geçmiş zaman) Ulaşım, sabah rutini
4. Los veranos con mi abuela A2 Pretérito imperfecto (alışkanlık geçmişi) Çocukluk, köy, aile
5. Una cena especial A2 ir a + mastar, karışık zamanlar Yemek, mutfak, doğum günü

Hikaye 1: Mi nueva casa (Yeni evim) – A1

Me llamo Sofía y tengo veinticuatro años. Vivo en Sevilla, en un piso pequeño cerca del río. El piso tiene una cocina, un baño y dos habitaciones. Mi habitación es blanca y tiene una ventana grande. Por la mañana, tomo un café en el balcón y miro la calle. Mis vecinos son muy simpáticos. Me gusta mucho mi nueva casa.

Okunuş: (me ya-mo so-fi-a i ten-go beyn-ti-kua-tro a-nyos. bi-bo en se-bi-ya en un pi-so pe-ke-nyo ser-ka del ri-o. el pi-so tie-ne u-na ko-si-na un ba-nyo i dos a-bi-ta-sio-nes. mi a-bi-ta-sion es blan-ka i tie-ne u-na ben-ta-na gran-de. por la ma-nya-na to-mo un ka-fe en el bal-kon i mi-ro la ka-ye. mis be-si-nos son muy sim-pa-ti-kos. me gus-ta mu-ço mi nue-ba ka-sa.)

Türkçesi: Adım Sofía ve yirmi dört yaşındayım. Sevilla’da, nehrin yakınında küçük bir dairede yaşıyorum. Dairede bir mutfak, bir banyo ve iki oda var. Odam beyaz ve büyük bir penceresi var. Sabahları balkonda kahve içip sokağı seyrediyorum. Komşularım çok sıcakkanlı. Yeni evimi çok seviyorum.

  • el piso (el pi-so) – daire (İspanya); kat
  • cerca de (ser-ka de) – yakınında
  • la habitación (la a-bi-ta-sion) – oda
  • tomar un café (to-mar un ka-fe) – kahve içmek
  • los vecinos (los be-si-nos) – komşular

Hikaye 2: Un día en el mercado (Pazarda bir gün) – A1

Es sábado. Carlos va al mercado con su hija, Lucía. Lucía tiene seis años. En el mercado hay frutas de muchos colores: manzanas rojas, plátanos amarillos y uvas verdes.
—Papá, ¿podemos comprar fresas? —pregunta Lucía.
—Sí, claro —dice Carlos—. ¿Cuánto cuestan las fresas?
—Tres euros el kilo —responde el vendedor.
Carlos compra un kilo de fresas y Lucía está muy contenta.

Türkçesi: Günlerden cumartesi. Carlos, kızı Lucía ile pazara gidiyor. Lucía altı yaşında. Pazarda rengârenk meyveler var: kırmızı elmalar, sarı muzlar ve yeşil üzümler. “Baba, çilek alabilir miyiz?” diye soruyor Lucía. “Evet, tabii,” diyor Carlos. “Çilekler ne kadar?” “Kilosu üç avro,” diye cevap veriyor satıcı. Carlos bir kilo çilek alıyor ve Lucía çok mutlu.

  • el mercado (el mer-ka-do) – pazar, hal
  • las manzanas (las man-sa-nas) – elmalar
  • los plátanos (los pla-ta-nos) – muzlar (Latin Amerika’nın birçok yerinde “bananas”)
  • las uvas (las u-bas) – üzümler
  • las fresas (las fre-sas) – çilekler
  • el vendedor (el ben-de-dor) – satıcı

Hikayedeki renklerin sıfat olarak meyvelere nasıl uyduğuna dikkat et: manzanas rojas, plátanos amarillos. Bu uyumun kurallarını İspanyolca renkler yazısında anlattık.

Hikaye 3: El tren perdido (Kaçan tren) – A2

El viernes pasado, Ahmet se despertó tarde. Su tren a Madrid salía a las ocho, pero él abrió los ojos a las siete y media. Se vistió muy rápido, no desayunó y corrió a la estación. Cuando llegó, el tren ya no estaba. Ahmet se sentó en un banco, un poco triste. Entonces una señora mayor le dijo: «No te preocupes, hijo. Hay otro tren a las nueve». Ahmet compró un café, esperó una hora y tomó el siguiente tren. Esa noche, puso dos alarmas en su teléfono.

Türkçesi: Geçen cuma Ahmet geç uyandı. Madrid treni saat sekizde kalkıyordu ama o gözlerini yedi buçukta açtı. Çok hızlı giyindi, kahvaltı yapmadı ve istasyona koştu. Vardığında tren artık yoktu. Ahmet biraz üzgün bir şekilde bir banka oturdu. O sırada yaşlı bir hanım ona dedi ki: “Merak etme evladım. Saat dokuzda başka bir tren var.” Ahmet bir kahve aldı, bir saat bekledi ve sonraki trene bindi. O gece telefonuna iki alarm kurdu.

  • despertarse → se despertó (se des-per-to) – uyandı
  • vestirse → se vistió (se bis-tio) – giyindi
  • desayunar (de-sa-yu-nar) – kahvaltı etmek
  • la estación (la es-ta-sion) – istasyon
  • No te preocupes (no te pre-o-ku-pes) – Merak etme, dert etme
  • poner → puso (pu-so) – koydu, kurdu

“Puso” ve “dijo” düzensiz geçmiş zaman biçimleridir. Bunların tam listesini İspanyolca düzensiz fiiller yazısında bulabilirsin.

Hikaye 4: Los veranos con mi abuela (Anneannemle yazlar) – A2

Cuando era pequeña, pasaba todos los veranos en el pueblo de mi abuela. Su casa era vieja, pero tenía un jardín enorme con limoneros. Por las mañanas, mi abuela y yo íbamos a la panadería y comprábamos pan caliente. Por las tardes hacía mucho calor, así que dormíamos la siesta. Por las noches, los vecinos sacaban sillas a la calle y hablaban hasta muy tarde. Ahora vivo en una ciudad grande, pero todavía recuerdo el olor de los limones.

Türkçesi: Küçükken bütün yazları anneannemin köyünde geçirirdim. Evi eskiydi ama limon ağaçlarıyla dolu kocaman bir bahçesi vardı. Sabahları anneannemle fırına gider, sıcak ekmek alırdık. Öğleden sonraları çok sıcak olurdu, bu yüzden öğle uykusuna yatardık. Akşamları komşular sandalyelerini sokağa çıkarır ve geç saatlere kadar sohbet ederlerdi. Şimdi büyük bir şehirde yaşıyorum ama limonların kokusunu hâlâ hatırlıyorum.

  • el pueblo (el pue-blo) – köy, kasaba
  • los limoneros (los li-mo-ne-ros) – limon ağaçları
  • la panadería (la pa-na-de-ri-a) – fırın
  • dormir la siesta (dor-mir la sies-ta) – öğle uykusu uyumak
  • el olor (el o-lor) – koku

Bu hikayedeki fiillerin hepsi “pretérito imperfecto” ile çekildi: geçmişteki alışkanlıkları ve tasvirleri anlatan zaman. Türkçedeki “-irdi, -ardı” ekine çok benzer: pasaba (pa-sa-ba) – geçirirdim, íbamos (i-ba-mos) – giderdik.

Hikaye 5: Una cena especial (Özel bir akşam yemeği) – A2

Hoy es el cumpleaños de Marta y su novio, Diego, quiere cocinar una cena especial. Diego no cocina muy bien, pero tiene un plan. Esta mañana fue al supermercado y compró pasta, tomates, queso y una tarta de chocolate. Ahora está en la cocina y lee la receta con atención. Primero, va a preparar la salsa. Después, va a cocer la pasta. A las nueve, Marta abre la puerta y huele algo raro.
—Diego, ¿qué pasa?
—Nada… ¡Creo que la salsa se ha quemado!
Los dos se ríen y, al final, piden una pizza. Pero la tarta de chocolate está perfecta.

Türkçesi: Bugün Marta’nın doğum günü ve sevgilisi Diego özel bir akşam yemeği pişirmek istiyor. Diego pek iyi yemek yapamıyor ama bir planı var. Bu sabah süpermarkete gitti ve makarna, domates, peynir ve bir çikolatalı pasta aldı. Şimdi mutfakta ve tarifi dikkatle okuyor. Önce sosu hazırlayacak. Sonra makarnayı haşlayacak. Saat dokuzda Marta kapıyı açıyor ve tuhaf bir koku alıyor. “Diego, ne oluyor?” “Hiç… Sanırım sos yandı!” İkisi de gülüyor ve sonunda pizza sipariş ediyorlar. Ama çikolatalı pasta mükemmel.

  • el cumpleaños (el kum-ple-a-nyos) – doğum günü
  • la receta (la re-se-ta) – tarif
  • ir a + mastar: va a preparar (ba a pre-pa-rar) – hazırlayacak
  • oler → huele (ue-le) – koku alıyor, kokluyor
  • quemarse → se ha quemado (se a ke-ma-do) – yandı
  • reírse → se ríen (se ri-en) – gülüyorlar

Kendini test et

Hikayeleri okuduktan sonra şu sorulara İspanyolca kısa cevaplar vermeye çalış:

  1. ¿Dónde vive Sofía? (don-de bi-be so-fi-a) – Sofía nerede yaşıyor?
  2. ¿Cuánto cuestan las fresas? (kuan-to kues-tan las fre-sas) – Çilekler ne kadar?
  3. ¿A qué hora salía el tren de Ahmet? (a ke o-ra sa-li-a el tren de ah-met) – Ahmet’in treni saat kaçta kalkıyordu?
  4. ¿Qué hacían los vecinos por las noches? (ke a-si-an los be-si-nos por las no-çes) – Komşular akşamları ne yapardı?
  5. ¿Qué piden Marta y Diego al final? (ke pi-den mar-ta i die-go al fi-nal) – Marta ve Diego sonunda ne sipariş ediyor?

Cevaplar: 1. Vive en Sevilla. (bi-be en se-bi-ya) 2. Cuestan tres euros el kilo. (kues-tan tres eu-ros el ki-lo) 3. Salía a las ocho. (sa-li-a a las o-ço) 4. Sacaban sillas a la calle y hablaban. (sa-ka-ban si-yas a la ka-ye i ab-la-ban) 5. Piden una pizza. (pi-den u-na pit-sa)

Hikayelerdeki kelimeleri pekiştirmek için İspanyolca A1 kelimeler listesine dön. Daha fazla okuma ve dilbilgisi içeriği İspanyolca öğren sayfasında.

Sık sorulan sorular

A1 seviyesinde hikaye okumak için erken değil mi?

Değil. Birkaç yüz kelime ve şimdiki zamanla yazılmış kısa metinler A1’de rahatça okunabilir. Erken başlamak, kelimeleri bağlam içinde öğrenmeni ve daha uzun süre hatırlamanı sağlar.

Bilmediğim her kelimeye sözlükte bakmalı mıyım?

Hayır. Önce bağlamdan tahmin etmeye çalış. Hikayeyi anlamanı engelleyen kelimelere bak, diğerlerini ikinci okumaya bırak.

Hikayeleri sesli mi okumalıyım?

Evet, en az bir kez. Sesli okumak hem telaffuzunu hem de cümle ritmini geliştirir. Mümkünse kendini kaydedip dinle.

A2’den B1’e geçmek için ne okumalıyım?

Biraz daha uzun hikayeler, kolaylaştırılmış romanlar (graded readers) ve kısa haber metinleri iyi bir geçiş sağlar. Önemli olan her gün az da olsa okumak.

Gamze
Gamze

Lemon Online Dil Eğitmeni — 5 Yıllık Deneyim

Gamze, Lemon Online'da dil eğitmenidir ve 5 yıllık öğretim deneyimine sahiptir.

Ücretsiz İspanyolca eğitimine başla